1

BASINDAN SEÇMELER

Haberin Eklenme Tarihi 05 Eylül 2007

Sayın Hülya Avşar, Cehalet Sadece Bilim Erbabı ve Gazetecilere Mahsus Değil
Mustafa AKSOY
(mustafaaksoy@yahoo.com)

Halaçoğlu hocanın "Türk Tarihinde ve Kültüründe Avşarlar Sempozyumu"ndaki konuşması nedeniyle saldırganlık, cehalet ve art niyet ile ne kadar yakın olduğumuza bir kez daha şahit olduk.

1
 Yazarın Özgeçmişi

Söz konu olan sempozyumda Halaçoğlu’nun tartışmalara konu olan açık konuşmasındaki bölümün aslı şudur:

"Nitekim zaman içerisinde geçmiş dönemlerdeki araştırmalarda şunu gördüm ki; aslında Kürt dediğimiz birçok insan da aslında Türkmen asıllıdır. Yapısal olarak söylüyorum ama bununla beraber bir şey daha ifade ediyorum. Söyleyeceğim şeyler fantezi değil. Bugün Kürt olarak bilinen bazı aşiretlerin, hatta ve hatta tehcirden kurtulmak için kendilerini Kürt-Alevi olarak gösteren Ermenilerin de bulunduğunu söylemem gerekir. PKK’nın ve TİKKO’nun içinde yer alan birçok insan da. Bu açıdan baktığımızda bizim zannettiğimiz gibi PKK veya TİKKO hareketinin de bir Kürt hareketi olduğunu söyleyemeyiz. Bütün bunları yabancı arşiv belgeleri o tarihte yapılmış birtakım araştırmalardan söylediğimi belirtmek isterim". (Halaçoğlu’nun konuşmasının sesli ve yazılı hali için buraya tıklayabilirsiniz.)

Şimdi de bilgi sahibi olmadan konuşmayı alışkanlık edinmiş bazı bilim, gazeteci ya da siyaset adamlarından örneklere bakalım:

Prof. Dr. Halim Bulutoğlu (Tarih Vakfı Başkanı): "Belgelere dayalı konuşmayana tarihçi denmez. Ben bugüne kadar nesnel ve belgeye dayalı çalışmanın böyle bir sonuç verdiğini bilmiyorum. Bu tür açıklamalar bölücülük ve dışlayıcılık yaratır".

Bilindiği gibi Halaçoğlu 10 yıldan fazla sürer ve 41 binden fazla aşiret hakkındaki derlediği belgelerle konuşmuştur.

Ahmet İnal (AK Parti- Batman milletvekili) : "Kürtlerin dipdiri ortada olduğu, kendi orijinal yapısından hiçbir şey kaybetmediği ortada. Bu açıklamalar safsatadan ibaret. Bu tür insanların iddialarında ısrarcı olmaları halinde görevden de alınmaları gerekir".

Sayın İnal, aslında Halaçoğlu’nu partiniz görevden almak için ilk günden beri çalışmalar içinde olmuştur. Bu nedenle de mahkemeye başvurmuş, ancak Türk adaleti Halaçoğlu lehine karar vermiştir. Konu hakkında bilgiye isterseniz ulaşabilirisiniz.

Yılmaz Ateş (CHP-Ankara) : "Neresinden baksanız cehalet ve ayrımcılık kokuyor. Sözler beni dehşete düşürdü".

Reha Çamuroğlu (AK Parti-İstanbul): Halaçoğlu’nun bu sözlerini temellendirdiğ i kitabını bekliyoruz. Tarihçiler bazen kendi buluşlarının doğrudan siyasi sonuçları olduğunu zannetmek gibi bir duyguya kapılır. Kökenlerden mesnet aramak ırkçılık olur, ırkçılığın daniskası olur.

Halaçoğlu’nun çalışmasının aslında insanlarının kökenini araştırmak olmadığını Çamuroğlu’nun bilmesi gerekir. Çünkü hocanın konu hakkında önceden yayınlanmış eserlerinden bir tarihçi olarak haberdar olduğunu düşünüyoruz. Eğer haberi yoksa bu da onun bilimsel ahlakı ve yöntemiyle ilgilidir. Bekli de Çamuroğlu’nun bizim bilmediğimiz bir yarası

Kürt yoktur diyen Prof. Halaçoğlu’na Ahmet Türk’ten sert tepki geldi. "DTP lideri Ahmet Türk, istifasını istedi. Türk, "Türkiye Tarih Kurumu Başkanı kalkıp ilime, ahlaka, siyasete aykırı söylemle ortaya çıkıyor. Kürt Alevilerin Ermeni dönmesi olduğunu söylüyor. Tarih Kurumunun Başkanı’nın, tarihten haberi yok" dedi.

Sayın Türk’le ilgisi olduğunu düşündüğümüz bir yazıyı Sayın araştırmacı yazar Sayın Şakir Keçeli BABA, tahtacilar@yahoogroups.de ve www.haberakademi.net de yayınladı. Baba’nın yazısında "Hamidiye Alayları ve Hain Kanco Hamidiye Alayları ve Hain Kanco Hamidiye Alaylarının sancaktarı Hain KANCO kimdir acep?

"Aslen Yezididir ve Mardin ili’nin Derik ilçesine bağlı KASIR KANCO adlı köydendir. Şu anda KASIRKANCO (ATLI) köyü’nde derebeylere ait şato benzeri malikânesi ayaktadır.

"HAİN KANCO’nun soyu ne iş mi yapar? Onlar da bizim adımıza konuşan Alevi örgütlerinin yöneticileri ile omuz omuza vererek Türk Ulusalcılarına saldırmaktadırlar. Şu anda da meclisimizde önemli bir grubun önündedir.

"Gelecek yazımızda Hamidiye alaylarının ve bu alayların bayraktarı olan YEZİDİ HAİN KANCO’nun Kürt soylu kardeşlerimize yaptıklarını anlatacağız" demektedir.

Sayın Keçeli Baba’nın anlatacaklarını bekleyeceğiz. Ancak sağlıklı bilgilere sahip olmak için söz konusu yazının muhataplarının da bildiklerini anlatmalarının faydalı olacağını kanaatini taşıyoruz.

Pirsultan Sultan Kültür Derneği Genel Başkanı, Kazım Genç, "Halaçoğlu "Kürtler Türkmen asıllı, Kürt Alevi olarak bilinen vatandaşlar ise Ermeni kökenlidir" demiş. 72 millete bir nazar ile bakan Alevilerde, "Kürt Alevileri" "Türk Alevileri" "Balkan Alevileri" vb. her hangi bir ayırım söz konusu değildir".

Sayın Genç’ten nasıl oluyorda 72 millete aynı gözle bakarken Halaçoğlu’nu yargısız infaz edebiliyor. Diğer yandan Sayın Genç, Pirsultan Sultan Kültür Derneği Genel Başkanı olarak, Alevileri çeşitli gruplara ayıran, mesela Tahtacı Alevi, Türk Alevi, Türkmen Alevi, Zaza Alevi vb ya da Alevileri İslam dışı gösteren batılı ve yerli araştırmacılar için hangi tepkileri göstermiştir.

CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat, "Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Yusuf Halaçoğlu’nun elinde olduğunu söylediği "dönme" listesinin" imha edilmesini istedi".

Sayın Özbolat hani sizin partiniz özgürlükleri savunuyordu. Hani siz kitapların yasaklanmasına veya yakılmasına karşıydınız. Yoksa unuttunuz mu?

ÖMER TAŞPINAR, "Soykırım’ meselesini bir kenara bırakın, ’Ermeni’ olmayı ’maalesef’ kelimesiyle beraber kullanan faşist ve ırkçı bir zihniyet var müthiş bilimsel çalışmalar yapan anlı şanlı Türk Tarih Kurumu’nun başında..."

Sayın Taşpınar’ "Brookings Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü" olduğu için Halaçoğlu’nun çalışmalarını ırkçı ve faşizan bulmuş olması çok da yabana atılır değil. Sanırız çalışmalarını engelliyor. Eğer görüşlerinde samimiyse Türkiye’yi parçalamaya dönük çalışmalar karşısında da bir şeyler demesi gerekmez mi?

Erdal Şahin, "3 bin yıllık yalanı aydınlattı. Meğer Sümerce’deki "Kuragutyum" ve "Karda", Elamice’deki "Kurdasu", Akatça’daki "Kurtei", Asurca’daki "Kurti", Babilce’deki "Kardu" sözcüklerinin "Kürt" anlamına geldiğini söyleyip yazan tarihçiler ve etimologlar da bilimsel gerçekleri tahrif ediyorlarmış. Aynı şekilde Kürtler’e Yunanlılar’ın "Karduşoy", Romalılar’ın ise "Korduen" dediklerini öne sürenler de".

Sayın Şahin’in gazeteciliğini tartışmak bizi düşmez ancak kendilerinin de tarihi konuları tartışmaya açarken biraz dikkatli olması gerekir. Birtakım kavramları sırlamak gazetecilik değildir. Bu konuda en azından rahmetli Uğur Mumcu’nun açtığı yol takip edilebilir.

Eğer Şahin’in yukarıda sıraladığı kavramları kutlan dolma bilgilerle değil de ilk defa bilim kamuoyuna kazandıran Minorsky’nin, hatta bazı "Kürt milliyetçisi" yazarların çalışmalarına baksaydı bu kadar tarihi gerçeklerden uzak ifadeler kullanamazdı.

Prof. Dr. Halim Bulutoğlu (Tarih Vakfı Başkanı): "Belgelere dayalı konuşmayana tarihçi denmez. Ben bugüne kadar nesnel ve belgeye dayalı çalışmanın böyle bir sonuç verdiğini bilmiyorum. Bu tür açıklamalar bölücülük ve dışlayıcılık yaratır".

Bilindiği gibi Halaçoğlu 10 yıldan fazla sürer ve 41 binden fazla aşiret hakkındaki derlediği belgelerle konuşmuştur.

Tarihçiler: Halaçoğlu ırkçı. Meslektaşları, TTK Başkanı’na en sert tepkiyi gösterdi Tarih Vakfı eski ve yeni yönetim kurulu üyelerinin imzasıyla yapılan basın açıklaması: "Halaçoğlu, bugünkü bazı Kürt topluluklarının 15–16. yüzyıllarda Türkmen olduğunu söylüyor. ’Acaba aynı topluluklar 10. yüzyılda ne idiler?’ sorusuna verilebilecek bir cevap varsa ve bu cevap anlamlıysa, Halaçoğlu’nun tespitlerinin de bir anlamı olur".

Yukarıdaki ifadeler görüldüğü üzere Tarih Vakfı adına tarihçilerce yapılmıştır. Eğer tarihçi olduklarını iddia eden insanlar genel Türk tarihi bilselerdi Halaçoğlu’nun bilgileriyle 10 hatta M.Ö ki tarihle de konu ilişkilendirip o tarihte bu insanların hangi tarihi ve kültür dairesi içinde oldukları hakkında fikirleri olurlardı.

Mesela Kürdistan kelimesini ilk Selçuklu sultanı Sultan Sencer Urumiye bölgesi için kullanmıştır. Rasonyi Macarların bir kolunun Kürt olduğu, Hun tarihi hakkında dünyaca otorite kabul edilen De Groot Hunların bir kolunun Kürt olduğunu yazmıştır.

Halaçoğlu’nun ’O Kürt olamaz’ sözlerine Hülya Avşar çok kızdı: "Halaçoğlu’nun açıklamalarında adı geçen sanatçı Hülya Avşar’dan yanıt geldi. Benim bildiğim bizim evde herkesin Kürtçe konuştuğuydu. Şimdi herkes Türkçe konuşuyor. Kürtçe konuşulduğu dönemde duygu düşüncelerimiz neyse şimdi de o." Anne Emral Avşar ise "Benim soyum zaten Türk. Avşar soyadı eşim Celal Bey’indir ve kendisi Kürt’tür. Bütün Avşar sülalesi Kürt’tür. Hatta Helin de Kürtçe bir isimdir" dedi

İnsanların kendimi her hangi bir sosyal bir gruptan ya da milletten görmesi psikolojik ve sosyolojiktir. Çünkü bu bir mensubiyetten kaynaklanır. Ancak insanların sahip olduğu sosyal grupların tarihi ve kültürel yapılarını araştırmak da kimse tarafından engellenemez.

Hülya Avşar 1990’larda " bende Kürdüm", 2006’da ise "Koca Avşar aşiretinin kızıyım" ve "Kürtmüşüz" ifadelerini kullanmıştır. Hülya Avşar mesleği icabı konun cahili olabilir. Ancak konuyu haber yapanların bir insan hem "Avşar" hem de nasıl "Kürt" olur, ya da Avşarların Oğuzların 24 boyundan biri, dışa en kapalı ve Osmanlının en son iskân ettiği boy olduğunu sormaları gerekmezmiydi? (Ardahan Avşarları konusunda kendisi de Ardahan Avşarı olan Asker Avşar’ın konu hakkındaki geniş araştırması için banız: Avşarelleri Dergisi, Sayı 1, 2007.)

Diğer yandan insanlara günlük hayatta kullandıkları dile göre milliyet ya da kimlik verirsek o zaman ABD, Kanada, Yeni Zellenda gibi İngilizce konuşanları (Bugün İngilizce 55 devletin resmi dilidir.) İngiliz, İspanyolca konuşan Meksikalıları İspanyol, Portekizce konuşan Brezilyalıları da Portekiz milletinden saymamız gerekmez mi?

Ayrıca konu hakkında biraz çalışması olanların Türkiye’nin çeşitli bölgelerde yaşayan Avşarların, Kırmanca, Zazaca ve Türkçe konuştuğunu bilir. Mesela Van’da bir kısım Avşar aşireti Kırmacca bir kısmı Türkçe (Ancak her iki grupta köklerini Nadir Şah’a dayandırır.), Diyarbakır’da ise bir kısmı Türkçe bir kısmı da Zazaca konuşur. Adana ve Hülya Avşar’ın Ardahan’a göç ettirilen atalarının Kayseri’de kalanları ise Türkçe konuşmaktadır.

Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Necdet Torun’da Erzurum Avşarlarından olup, özel konuşmamız da köklerinin Avşarlara dayandığını ifade etmişti. Bilindiği gibi Torun oymağı Avşarların en önemli kolu olup Osmanlı zamanında beyi olmayan obalara Torunlardan Bey atanırdı.

Torun Kırmancca’da da "köklü, soylu aşiret" anlamına gelir ve Torun olanlar diğer aşiretler içinde ve çevrede çok önemi bir saygınlığı sahiptir. Bu durumun halen devam ettiğini Siverek, Şanlıurfa, Ağrı, Van, Erciş, Adıyaman ve Diyarbakır’da yaptığımız saha çalışmalarında da tespit etmiştik.

İran’ın Basra, Urumuyi, Horosan ve diğer bölgelerindeki Avşarların bir kısmı Farsça bir kısmı da Türkçe konuşur. Azerbaycan Avşarlar ise Azeri Türkçesini konuşur. Dolayısıyla dil kültürler için çok önemli olmakla beraber, kültürü ve milliyeti belirlemede tek başına yeterli değildir.

Halaçoğlu’nun Ermeni asıllı Hıristiyan dönmeleri hakkında söyledi söylediği sözler aslında her yörede bilinen gerçeklerdir. Çünkü birçoğumuzun babası-anası ya da dedesi-ninesi 1915 tarihinin birinci ya da ikinci kaynak olarak şahididir.

Hırak Dink’te "bir Ermenistan gezisinde oradaki muhataplarına, siz 1,5 milyon kişiden bahsediyorsunuz. Oysa ayni dönemde yaklaşık 500 bin Ermeni, din değiştirip Türk olmuştu. Bunları neden dikkate almıyorsunuz?’ diye sordu. Muhatabı da ’Bu konunun gündeme gelmesi, davamıza zarar verir" demişti.

Kaldı ki Sefa Kaplan 28 Ağustos 2007’de Hürriyet Gazetesi’nde 31 Ermeni asıllı vatandaşımızın imzaladığı bir bilidir den şunları aktarır: "1915 olaylarında bazı Ermenilerin ölümden kurtulmak için dinlerini hatta kökenlerini değiştirmiş oldukları acı ama bir gerçektir".

Aynı gazetecinin 31 Ağustos 2007 tarihli haberinin başlığı "Müslüman Ermeniler olduğunu biliyoruz" olup Mesrob II den şunları aktarır: "Halaçoğlu’nun sözünü ettiği listeler konusunda bilgisi olmadığını belirten Mesrob II, "Ama Adıyaman, Tunceli ve Karadeniz Bölgesi’nde (Hemşinliler) Müslüman Ermeniler’in bulunduğunu bilmeyen yok" dedi. 

Halaçolu’na görüşlerini tamamlayan bir başka katkıda Ermeni asıllı Hıristiyan dönmelerin sadece "Alevi Kürtler" arasında değil, "Alevi Türkler", "Sünni Türkler" ile "Sünni Kürtler" arasında da olduğudur.

Gregoryen mezhebine bağlı Ermenilerinde Kıpçak Türklerinden olduğu bilinmektedir. Bilindiği gibi Kırımdaki "Karaim Türkleri Musevi", "Çuvaş, Gagauz ve bir kısım Altay Türkü Hıristiyan", "Altay, Tuva, Sibirya ve Moğolista"da yaşayan bir kısım Türk de Budis’tir. Bu durumdan insanların rahatsız olması veya edilmesi söz konu olamaz. Çünkü insanlar doğuştan sahip oldukları özellikleri taşıdıkları ya da sonradan değiştirdikleri için suçlanamaz.

Her şeyden önce toplumda etkili olan insanların bir sosyal sorumluluğu vardır. Bu nedenle hoşlarına gitmeyen konular da olsa sağlıklı düşünmek zorundadır. Bir haberin kaynağını araştırmak da o konuda söz söyleyenlerin görevidir. Bu konu Basın Konseyi’nin Basın Meslek İlkeleri başlı altındaki 6. madde de şöyle belirtilir: "Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz".

Sayın Halaçoğlu bilinmez ve ulaşılmaz bir insan değil. O nedenle Halaçoğlu hakkındaki olumsuz kampanyanın bilimsel anlayışla bağdaşmadığı, sadece siyasi polemik taşıdığı ortadır.

Türkiye’de demokrat görünüp de dilden hareketle ırkçılık yapanlar şu sorunun cevabını vermelidir: Balkanlarda, Edirne’de, Şırnak’ta, Erivan’da, Bakü’de, Tebriz’de, Doğu İran’da halı-kilim dokuyan bir kadın, nasıl oluyor da Fars, Çin ve Rus asıllı kadınlardan farklı olarak, Sibirya’nın en ücra yöresindeki Türk kadınıyla binlerce yıldan beri aynı damgaları dokuyor?

Sonuç, "Hiç kimse çıkıp da ’Halaçoğlu’nun söyledikleri yanlıştır’ diyemiyor. Sadece ’Irkçılık yapıyor’ diyorlar. Tartışmak isteyenler buyursun" (Yusuf Halaçoğlu ).